Gördeslinin Yeni Adresi

www.mygordes.mygoo.org
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Paylaş | 
 

 Eski Gördes'te Düğün Adetleri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin




Mesaj Sayısı: 223
Puanı: 440
Kayıt tarihi: 13/03/09

MesajKonu: Eski Gördes'te Düğün Adetleri   Çarş. 18 Mart - 16:05:46

Düğün Adetleri



Düğünden evvel kız tarafı hamama giderdi. Gördes'te o zaman Hamamcı İbrahim'in (Altun) çalıştırdığı bir hamam vardı ve gündüzleri kadınlar, geceleri erkekler giderlerdi. Düğünler genellikle yazın halk tarlada olduğundan, Eylül ayı ile tütün dikim zamanı arasında yapılırdı. Düğün Çarşamba sabahı başlardı. (O zamanlar resmi tatil Cuma günü idi.) Çarşamba günü oğlan evinde davul çalmaya başlar, oğlan ve kız evinde keşkek dövülürdü. Perşembe sabahı kızın çeyizleri oğlan evine gönderilirdi. Burada eşyalar sergilenir, eş, dost ve komşuların görüşüne açılırdı. Özellikle kız evi olumsuz söz duymamak için elinden geldiğince çeyizlere özen gösterirdi. Oğlan evinde bir yandan keşkek dövülürken, bir yandan da oyunlar oynanırdı. Aynı şeyler kız evinde de yapılırdı. O günlerin meşhur Klarnetçisi Çingene Salih adındaki bir kişiydi.

Kız evinde öğle zamanı büyük bakır tepsiler ortaya konur, 15-20 kişi etrafına oturur, yemekler gelmeye başlardı. İlk olarak büyükçe bir tas içinde pirinç çorbası, sonra keşkek, pilav, etli pırasa sırasıyla gelir, en sonunda da hoşaf yenirdi. Aynı saatlerde oğlan evinde de yemekler yenirdi. Kız evinde akşam kına gecesi yapılır. Kızın arkadaşları, akraba ve komşuları evin çardağında toplanır. Leman Hanım isimli ud çalan bir bayanın eşliğinde eğlenirlerdi. Elektrik olmadığı için, bu eğlenceler lüks lambası altında olurdu.

Sonra gelinin ellerine kına yapılırdı. Malum Türklerde 3 yerde kına yakılır. Birincisi gelinin avucuna, ikincisi kurbanlık koyuna, üçüncüsü de askere gidecek gençlerin işaret (şahadet) parmağına idi.

Yemek faslından sonra oğlan evine berber gelir. Davul zurna eşliğinde damat tıraş edilir ve buna damatlık tıraşı denirdi. Yaptığı hizmetten dolayı berbere hediyeler verilirdi. Bundan sonra meydan ocağı yakılır, damat ve arkadaşları Zeybek, Harman Dalı, Sepetçioğlu, Sipahi Havası oynarlardı.



Bizde halay oyunları yoktu. Bıçaklı oyunlar da oynanırdı. Bir elinde kalkan, bir elinde pala ile karşılıklı kılıç kalkan oyunlarının oynandığı da olurdu. O zamanlarda da bazı düğünlerde içki içilirdi. İçki olarak yerli üretilen rakı kullanılırdı.

Gelin alma, Perşembe günü ikindi ile akşam arasında olurdu. Gördesliler ata çok meraklıydılar. Öğle ile ikindi arasında oğlan evinin önünde atlılar birikirdi. Çocuklar da eşeklere binerlerdi. İkindiye yakın davul zurna önde olmak üzere kız evine gidilirdi. Gelin alayı kız evine vardığı zaman kız (gelin) evden çıkmaya hazır hale gelmiştir. Geline bu günün aksine beyaz değil Kırmızı duvak takılırdı. Bu kırmızı duvak baştan aşağı topuklara kadar inerdi. Altına ise yine topuklara kadar inen şalvar giyerdi. Kırmızı duvak aynen köylerdeki düğünlerde de kullanılırdı. Gelin kızın babası, yoksa ailenin bir büyüğü kızın beline kırmızı kuşak kuşatırdı. Kırmızı renk binlerce yıldır Türkler tarafından sevilen adeta kutsal bir renktir. Bayrağımızın renginin yanı sıra, Osmanlı sarayındaki hakim renk de kırmızı idi. Bu sevgi Orta Asya'ya kadar uzanır. Şimdi kullanılan beyaz duvak rengi bize batıdan sonraları gelmiştir. Gelinin başında Mum çiçekleri ile süslenmiş Taç şeklinde süsler vardır.



Gelin evden çıkarılırken babası ve yakınlarınca bozuk para ve buğday serpilirdi. Bunun manası, gelinin vardığı eve bereket, bolluk götürmesi dileğidir. Bu arada kızın yakınları ağlar. Kapıdan çıkarılan gelin kendisi için hazır bekletilen uysal beyaz bir ata bindirilirdi. Gelin ata binerken daima klarnet ve davul ile,

"Ey gaziler yol göründü yine garip serime,

Dağlar taşlar, uçan kuşlar selam söylen yarime"

şeklinde başlayan hüzünlü bir asker uğurlama türküsü eşliğinde evinden ayrılırdı. Düğün alayı en önde gelini taşıyan beyaz at, arkasında davul ve klarnet (veya zurna), bunun da arkasında düğüne katılan atlılardan oluşurdu. Ve davul zurna ekibi at oyun havası çalarken alaydaki atlar ön ayakları ile hem oynar, hem de yürür. Gördes'in bütün ana yollarından dolaşılarak Kavakdibine varılırdı. Burası geniş bir meydanlık olduğu için burada atlılar cirit oynarlardı. Gelin oğlan evine varınca oğlanın babası kızın üzerine bozuk para ve buğday atardı. Gelin attan iner ve yeni evine girerken eşikte dua okunurdu.



Damat buraya kadar gelin alma alayında yer almaz, evde gelini beklerdi. Ancak gelin eve gireceği sıralarda evden ayrılırdı. Gelin salona alınır, sedire çıkarılır, duvağı açılırdı. Bu andan itibaren de davetliler geline bakmaya gelirlerdi. Akşam saatlerine kadar ahalinin büyük kısmı -ki bunlar hanımlardır- tarafından görülmüş olurdu.

Akşam hafif bir yemek yenir, yemeğe aile fertleri katılırdı. Damat arkadaşları ile birlikte yatsı namazına gider, tekbirle eve girerdi. Yatak odasında yere yer yatağı serilmiştir. Kız evinin gönderdiği baklava tepsisi gerdek odasına konurdu. Yerdeki yatağın üzerinde 5-6 yaşlarında bir erkek çocuğuna takla attırılırdı. Bunun manası erkek evlat arzusudur. Bundan sonra gelin odada iken, damat arkadaşları tarafından gelin odasına getirilirdi. Damat, arkadaşlarının sırtına yumruk vurmasıyla odaya girerdi

Damat gelinin duvağını açarken yüz görümlüğü olarak "mehr-i muhaccel" denilen bilezik, altın gibi takıları takardı. Gelinle damat iki rekat namaz kılar ve Allah'a dua ederler, baklava yerler ve muratlarına ererlerdi.

Ertesi gün kız evi oğlan evinden kız mıydı, değil miydi diye nişan beklerdi. Bir kadın bunu oğlan evinden alır, kız evine götürür ve karşılığında büyük bir hediye alırdı. Kız ile damat kızın anne ve babasının elini öpmeye giderlerdi. Bu ziyarette kızın babası damadına hediye verirdi.

Birinci Dünya Harbinden evvelki düğünlerde 3-5 davulla düğün yapılırmış. Yine o zamanlarda gelin içinde oturma yeri ve taşımak için dört tane kolu olan, içi süslü kumaşlarla kaplı "Tahtı revan" denen bir vasıtayla dört kişi tarafından taşınarak oğlan evine kadar tekbirlerle getirilirmiş. Meselâ Gördes'te benim çocukluğumda "Kıstırların Ayşe tahtı revan ile gelin geldi" diye anılırdı.

Bu tahtı revana Cibinlik de denirdi. Dört ayrı renkte, tül gibi "Canım" adı verilen bir kumaştan yapılırdı. Gelin atın üzerine oturur, üzerini kaplayan cibinlik, atı da sadece başı açık kalacak kadar geniş olurdu. Cibinliğin direklerini dört kişi tutarken, atı millî kıyafetler giymiş bir adam çekerdi.

Dinimiz bir kadınla evliliği tavsiye etmesine rağmen, bazı şartlarla izin verdiği ikinci evlilik durumunda, evlenilen hanım, kız ise bu düğün merasimleri aynen yapılır, dul ise yapılmaz, sadece nikâh işlemleri gerçekleşirdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://mygordes.mygoo.org
 

Eski Gördes'te Düğün Adetleri

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» Tablo ve Kang Hye Jung Düğün Fotoğraflarını Yayınladılar
» bizim eski başkan
» Eski Türklerde Kadının Yeri
» Eski Yaprak Dökümü [ 1967 Yapımı ]
» Ayten Alpman - Eski 45'likler

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Gördeslinin Yeni Adresi ::  :: -