Gördeslinin Yeni Adresi

www.mygordes.mygoo.org
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Eski Gördes'te Şehrin Mimari Özellikleri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin


avatar

Mesaj Sayısı : 223
Puanı : 440
Kayıt tarihi : 13/03/09

MesajKonu: Eski Gördes'te Şehrin Mimari Özellikleri   Çarş. 18 Mart - 13:13:32

Şehrin Mimari Özellikleri



Sokak ve caddelerin tamamı taş döşeme olup, yolların kenarları yüksek ortaları çukurdur. Böylelikle yağmur suları cadde ve sokağın ortasından akar giderdi. Halk asfaltı, ne duymuş ne de görmüştür. Ara sokaklar dar, girintili çıkıntılı, Arnavut kaldırımlı, yer yer merdivenli idi. Evler birbirine yakın, gayri muntazam, tabir caiz ise şehir planı diye bir şey yoktur. Bunun en büyük sebebi, şehrin 1921'de bütünüyle Yunanlılarca yakılmış olması, uzun yıllar süren savaşlar eğitimli ve erkek nüfusun kalmaması ve de devletin ve halkın aşırı derecede fakirleşmesi idi.

Gördes yangından evvel çok güzel ve düzenlidir. O zamanki Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem Akıncı, "Demirci Akıncıları" adlı kitabında, 19 Mart 1921 (1337) tarihli tuttuğu notunda " Gördes'in o dönemde köyleriyle birlikte nüfusunun 35. 000 olduğunu, ahalisinin rençberlik (çiftçilik), halıcılık ve tütüncülükle geçindiğini, servet, maarif ve medeniyet itibariyle Demirci'den üstün olduğunu bildirmektedir. Kasabada Darülfünun mezunu ve eşraftan Hacı Ethem Bey (Büke) namında mütefekkir ve çalışkan bir zatın himmetiyle yeniden bir belediye ve borsa yapılmaktadır." denmektedir

O zamanlar halk ve şehir zengin olup, evler kıymetli güzel halılarla döşelidir. Kök boya halıları çok meşhurdur ve yurt dışına satılır. Mesela Nalbantoğlu Halil adındaki bir halı tüccarının Uzunçam mahallesinde saray kadar güzel bir evi vardır. O evin harabelerini Zekeriya Bey görmüştür.

Gördes Yunanlılarca ilk olarak 15 Temmuz 1920'de işgal edilmiştir. Bu işgal 3 defa tekrarlanmış, 3. işgalde şehir Yunanlılar tarafından 21 Mayıs 1921'de bütünüyle yakılınca her türlü zenginlik, düzen ve güzellikler yok olup gitmiştir. Sadece üzerindeki elbiselerle dağa kaçan Gördesliler, geri geldiklerinde evlerinin enkazları ile karşılaşırlar, birden varlıktan sefalete düşerler. Yanık evlerin enkazları tek tek temizlenir ve halk kendisine derme çatma birer sığınak, küçük birer oda yapar. O eski güzellik tabii ki kalmamıştır. O sıralar devletin yardım yapacak hali yoktur. Ancak 1927-1928 yıllarına doğru evler yapılmaya başlamıştır. Köylerden her gün kereste gelir ve evler yapılır. Haliyle plan ve düzen düşünülmeyecek kadar fakirlik ve çaresizlik olduğundan şehir düzensiz ve alt yapısız kurulur



Yapılan evler ya tek kattan ibaret, ya da iki katlı idi. Üç katlı ev hiç yoktur. İki katlı evlerin üst katında oturulur, alt katı ise ahır olarak kullanılırdı. Arada tahta taban vardı. Hayvanların kokusu ve sıcaklığı yukarıya gelirdi. Evler en çok iki katlıydı ama hayli yüksekti. Çünkü alçak olursa, ata ya da deveye binmiş adam evin içini görürdü. O yüzden ya yüksek avlu duvarları olurdu, ya da evler beş metreye varacak kadar yüksek yapılırdı. Birinci kat taş duvardan, ikinci kat ise Bağdadî denen ahşap bir yapıdır. Tamamen kargir ev pek azdır. Kerpiç ev ise hemen yok gibidir. Genellikle taş ve kara sıvadan oluşan duvarlardan oluşur. Tuğla pahalı olduğundan kullanılmazdı. Taş yapı olan zemin katın üstü ise tamamen kerestedir. Çatı yerli kiremitle kapatılırdı. Oturulacak odalar doğuya bakar, ama evin önünde odaların kapılarının açıldığı "hayat" denen aydınlık, uzun fakat nispeten eni dar bir çeşit salon bulunur. Hayatın önünde çatıyı tutan direkler vardır. Buraya "çardak" da denirdi. Çardağın arkasında 2-3, bazen daha çok oda sıralanırdı. Çardağın ön tarafı adet olduğu üzere camsız ve açık olduğundan yağmur, fırtına ve karda zorluklar yaşanırdı. Oda kapısına kadar kar ve yağmurun geldiği olurdu. Helalar evlerin içinde değil, evin avlusunun köşesinde yer alırdı. Yeni Gördes ise, zamanın ihtiyaçlarına göre plânlı ve düzenli yapılmıştır.

Damların çoğu yuvarlak, üstleri oluklu yerli kırmızı kiremittendir. Alt katın tabanı taş kayraklarla kaplıdır. Odalar ise ikinci kattadır. Evler çok sıkışık olduğundan birçok evin bahçesi yoktur ama küçük de olsa avlusu vardı. Gördes'teki bütün Türk evleri doğuya bakardı. Rum evleri ise kuzey güney istikametinde idi. Hemen bütün evlerin duvarlarında çatlaklar vardı. Kasabada yeni inşaata izin verilmediğinden, bu çatlaklar toprak harç ile doldurulurdu. Kış aylarında bu evlerde oturan halk, Hazirandan Eylül ayına kadar bağ, bahçe ve tarlalardaki dam ve çardaklarda yaşardı. Kışın şehir halkı ekseriyetle ısınmada saç sobalar kullanır ve odun yakarlardı.

Evliya Çelebi seyahatnamesinde, "Gördes'in evleri toprak damlıdır" der. Tabii ki bu bilgiler 1670'li yıllara aittir. Fakat bizim ele aldığımız yıllarda toprak damlı ev yoktur. Ancak Gördes'in Yunanlılarca yakılmasından önce "Türkistan Evleri" de denen bu evlerden az da olsa mevcut olduğu, zamanla büyük ekseriyetle kiremitli çatı sistemine geçildiği bilinmektedir.



Köy evleri, 1949'larda genellikle kerpiç, damları düz ve topraktı. Evler ışık almaktan ziyade soğuğa karşı korunma arzusu hakim olduğundan, pencereleri az ve küçük, gayri sıhhi yapılardır. Yakın zamana kadar bu köy evlerinde pencere yerine 40x40 cm ebatında, geceleri kapanıp gündüzleri açılan bir tahta kapak vardı. Camsız ve şekilsiz bir tek delikten ibaretti. Yer yer güney cephedeki pencerelere cam takılmaya da başlamıştı. Kışın ısınmak için ocaklıklar kullanılır ve odun yakılırdı.

Eski Gördes'te Romalılardan kalma mükemmel bir kanalizasyon teşkilatı vardır. Çok esaslı, kemerli, içinden bir koyunun rahatlıkla geçebileceği kadar geniş olan bu kanallar, şimdiki gibi boru değil örme yapılardı. Şehirde ana caddeler vardı ve bu kanallar caddeler boyunca yer alır ve Gördes çayına akardı. Gördes, Yunanlıların Batı Anadolu'da yaktıkları ilk şehirdir. Bunun sonucunda Gördes, haliyle bir enkaz yığını ve harabe halini almıştır. Aşırı fakirlik ve sefalet neticesi, kanalizasyon sistemini ihya edecek düzenli bir şehir kurulamamıştır. Bu durum ise, heyelanı başlatan en büyük amil olmuştur. Zekeriya Bey’de Eski Gördes'in genel görünüşünü veren 1940 yılında çekilmiş bir fotoğraf vardı. Bu resimde çay kenarında mağara ağzı gibi görülen yer, Gördes kanalizasyonunun çaya aktığı yerdir. Yaka'da dağın yamacında sıra sıra 4-5 tane mağara daha vardı. Muhtemelen o mağaraların hepsi, tabii mağaralardı. Hepsinden su akar ve evler su ihtiyaçlarını buralardan karşılarlardı. Büyük mezarın yanındaki " Şeytanlı Mağara " adı verilen ile kilisenin önünde birer mağara daha vardı. Şehirdeki bu tek kilisenin harabesinin yeri bilinirdi. Yerli Rumlar kendiliklerinden Yunan askerleriyle birlikte kaçıp gidince, orası önce değirmen, sonra ise elektrik fabrikası yapıldı. Buradaki mağara ise Eski Gördes'in içine doğru devam ederdi. İnsan eliyle yassı, geniş kayrak taşlarıyla yapılmış bir yapıydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://mygordes.mygoo.org
 
Eski Gördes'te Şehrin Mimari Özellikleri
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Eski Yaprak Dökümü [ 1967 Yapımı ]
» Ayten Alpman - Eski 45'likler
» Eski MSN deki Kişi Listesini Yeni MSN Adresine Aktarmak /
» Eski Forum Hesabımı Nasıl Bulabilirim??
» Sitenin eski başlığı dğeişmiyor

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Gördeslinin Yeni Adresi :: 
GÖRDES HAKKINDA
 :: Gördes Tarihçesi
-
Buraya geçin: